Yazı kategorisi: İsra

(İsra 1. Ayet) Mescid-i Aksa ismi Kurandan önce var mı?

Türkçe Transcript (*)

Subhâne-lleżî esrâ bi’abdihi leylen mine-lmescidi-lharâmi ilâ-lmescidi-l-aksâ-lleżî bâraknâ havlehu linuriyehu min âyâtinâ(c) innehu huve-ssemî’u-lbasîr(u)

İsra Suresi 1.Ayet Çevirisi:

O Sübhân (Yüzdüren)’dir ki; ona/onu (onu=Mescid-i Aksa?) ayetlerimizden göstermek için bir gece kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini bâraknâ (bereketli, çukur) kıldığımız Mescid-i Aksa’ya (en uzak mescide) isra etti. Şüphesiz O olur, O Semî(İşiten) ve Basîr(Gören)dir.

Sorular

  • Sübhan kelimesinin YÜZMEK , YÜZDÜRMEK manası var.
  • Ayette geçen KUL Hz Musa olamaz mı? Hz Musa bebekken sandık içinde nehre bırakılıp yüzdürüldü. (Kasas 7. ayet). Bir sonraki 2. ayette doğrudan Musa’ya kitabı verdik demesi de bu Kulun Hz Musa olduğunu göstermez mi?
  • Ayetteki Sübhan yani yüzdüren ifadesi ayrıca Hz. Musa ve 30+10 yani 40 gece sözleşmesi kapsamında Hz Musa’nın Mısırdan Mekkeye Mescid-i Haram’a giderken Kızıldenizden gemi ile gittiğine mi atıftır? (Acaba +10 ilave edilmesi Hz Musa’nın Hızır diye bildiğimiz Melek ile seyahatini, iki denizin birleştiği yere seyahat, balık, gemi ve vb olaylar için midir?)
  • Bugün için İsrail sınırları içerisinde yer alan Mescid-i Aksa’nın yerinde bu ayet indiği zaman herhangi bir mescitin olmaması, bu yer o zaman için en uzaktaki mescit diye tarif edilmiş olsa dahi bu yere Mescid-i El Aksa şeklinde isim verilmesi ileriki zamanda orada Mescid-i Aksa’nın inşaa edileceğini gösteren bir mucize değil midir?
  • Ayette çevresi “barakna” yani bereketli ve çukurdur denmesi ve şu an Mescid-i Aksa”nın yüksek bir konumda olması ve çevresinin çukur olması rastlantı mıdır?

İsra Suresi 1. Ayetin Alternatif Bir Okuması: Hz. Musa Merkezli “Yüzdüren” Temalı Bir Kurgu

Giriş

Kur’an-ı Kerim’in İsra Suresi 1. ayeti klasik tefsirlerde Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Mekke’den Kudüs’e gece yolculuğu (İsra mucizesi) olarak anlaşılır. Ancak saf fikir cimnastiği çerçevesinde ayeti farklı bir perspektiften okumak mümkündür. Bu tezde, ayeti Hz. Musa (a.s.) merkezli, deniz ve “yüzdürme” temalı bir yolculuk olarak yeniden yorumluyoruz.

1. “Sübhân” Kelimesinin “Yüzdüren” Anlamı

“Sübhân” (سُبْحَانَ) س-ب-ح kökünden gelir. Temel anlamı yüzmek, suda ilerlemek, akıtmak, yüzdürmektir. Kur’an’da aynı kök gemilerin yüzdürülmesi (İsra 66) ve gök cisimlerinin yörüngelerinde “yüzmesi” için kullanılır.

Bu kök, ayetin başında “Yüzdüren / Akıtan / Kusursuzca taşıyan O’dur ki…” şeklinde okunduğunda, özellikle deniz temalı bir yolculukla güçlü paralellik kurar. Tenzih anlamı (noksanlardan uzak) korunur.

2. “Kul” (Abdihî) Hz. Musa Olabilir mi?

Evet, bu kurguda “kul” Hz. Musa olarak okunabilir. Destekleyici unsurlar:

  • Bebeklik olayı: Kasas Suresi 7. ayette Musa bebekken sandık içinde nehre bırakılır ve “yüzdürülür”. Bu, “yüzdüren” temasıyla doğrudan bağlantılıdır.
  • 2. ayetteki geçiş: “Ve âtaynâ Mûsâ’l-kitâbe” (Ve Musa’ya kitabı verdik) ifadesi, klasik okumada “aynı ilahî sistem” vurgusu iken, bu kurguda tek hikâyenin devamı olarak çok doğal akar: “Yüzdüren O’dur ki kulunu isra etti… Ve Musa’ya kitabı verdik.”
  • “Abdihî” ifadesi peygamberlere özel kullanılsa da, bağlam Musa’nın 40 günlük ayrılığı ve kitap verilişiyle örtüşür.

Bu okuma, pasajı lineer bir Musa kıssası haline getirir ve “ve” bağlacını “sonra, bu olaydan hemen sonra” anlamında güçlendirir.

3. 40 Gün/Gece Sözleşmesi, Kızıldeniz ve “Yüzdürme” Motifi

Bakara 51 ve A’raf 142’de Hz. Musa’nın 40 gece/gün (30 gece + 10 gün) Tur Dağı’nda vahiy için ayrılığı belirtilir.

+10 gün ilavesi (A’raf 142): Bu süre, Hz. Musa ile Hızır (a.s.) yolculuğu (Kehf 60-82) ile bağlantılı olabilir. İki denizin birleştiği yer, balık olayı, gemi, olağanüstü olaylar bu ekstra zamanı doldurur. Böylece 40 gün hem fiziksel sefer hem ruhani/ilim yolculuğu olarak bütünleşir.

4. Mescid-i Aksa’nın İsimlendirilmesi ve Mucizevi Boyut

Hz. Peygamber döneminde (Mekke’de ayet indiği sırada) Kudüs’teki alan büyük ölçüde harabe halindeydi. Süleyman Mabedi M.S. 70’te Romalılar tarafından yıkılmıştı ve aktif bir “mescid” yapısı yoktu.

Bu kurguda “Mescid-i Aksa” (en uzak (mekan veya zaman olarak)/en yüce/yüksek mescid) ifadesi:

  • Hem coğrafi uzaklığı veya konumu,
  • Hem manevi yüceliği,
  • Hem de geleceğe yönelik (uzak yani ileriki zamanlarda olacak) bir isimlendirmeyi işaret eder.

Ayetin inişinden sonra orada bir mescid inşa edilmesi, ayetteki isimlendirmeyi ileriye dönük bir mucize olarak okumaya imkân tanır. “En uzak mescid” ifadesi zaman ötesi bir öngörü içerebilir.

5. “Bâreknâ Havlehu” (Çevresini Bereketli/Çukur Kıldık) ve Coğrafi Uyum

Ayet “çevresini bereketli/çukur kıldığımız” der. Bugün Mescid-i Aksa kompleksi (Harem-i Şerif):

  • Kudüs’teki Tapınaklar Tepesi üzerinde göreceli yüksek bir konumdadır.
  • Çevresindeki vadiler (özellikle Kedron Vadisi) çukur yapıdadır.
  • Tarihî olarak bölge zeytin, incir, su kaynakları açısından “bereketli” kabul edilir (hem maddi hem manevi bereket).

Hem “Çukur” hem de “bereketli çevre” betimlemesi için seçilen BARAKNA kelimesi bugünkü coğrafyayla dikkat çekici bir uyum gösterir. Bu, rastlantıdan öte, ayetin coğrafi gerçeklikle örtüşmesi olarak yorumlanabilir.

6. Ayetin Son Cümlesi: “İnnehu huve’s-Semîu’l-Basîr”

Neden pasif çeviri aradık? Çünkü ayette Mescid-i Aksa’nın gelecekteki varlığına ve isimlendirilmesine işaret edildiğini seziyorduk. Bu yüzden “O (Mescid-i Aksa adı) işitilir, O (Mescid-i Aksa) görülür” gibi pasif bir cümleyle bu anlamı yakalamaya çalıştık. Ancak isim cümlesi olduğu için bu çeviri mümkün olmadı.

Neden pasif çeviriye gerek olmadığına karar verdik? Çünkü aktif sıfat üzerinden çok daha güçlü ve derin bir mananın zaten var olduğunu gördük.

Allah her şeyi işitir ve görür. İleride insanlar “Mescid-i Aksa” diyecek → Allah onu işitecek. İnsanlar Mescid-i Aksa’yı ziyaret edip görecek → Allah onların gördüğünü de görecek.”

Bu yaklaşım, En’âm 103 ayetiyle çok güzel örtüşür:

لَا تُدْرِكُهُ الْأَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الْأَبْصَارَ “Gözler O’nu idrak edemez (göremez), fakat O gözleri idrak eder (görür).”

Yorum bırakın