Arapça Metin
قُلْ لِمَنْ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ قُلْ لِلّٰهِۜ كَتَبَ عَلٰى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَۜ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ اَلَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
Türkçe Transcript (*)
Kul limen mâ fî-ssemâvâti vel-ard(i)(s) kul li(A)llâh(i)(c) ketebe ‘alâ nefsihi-rrahme(te)(c) leyecme’annekum ilâ yevmi-lkiyâmeti lâ raybe fîh(i)(c) elleżîne ḣasirû enfusehum fehum lâ yu/minûn(e)
📜 En’am 12. Ayet Çevirisi
ORTAK ÇEVİRİ GÖRSELDEKİDİR
1.DURUM
De ki: Göklerde ve yeryüzünde olan şeylere kim sahip olur
De ki: Allah için (harcanmak üzere emaneten); (o/O) kendi nefsi üzerine rahmet yazmıştır.
O mutlaka sizi kıyamet gününe kadar toplayacaktır, onda şüphe yok!
O kimseler ki kendilerine ziyan ederler; ve onlar asla emin olamazlar, güvende de hissedemezler.
2.DURUM. En’am 11. ayet bu ayette yer alan Ard kelimesinden sonra Kul kelimesini yalancıların akibetini açıklamak üzere konduğunu belirttiğinden bu ayete eklenen Kul yani De ki; ibaresi çıkarıldığında aşağıdaki gibi bir mana kazanmaktadır.
De ki: Göklerde ve yeryüzünde olan şeylere kim sahip olur Allah için (harcar emaneti), (o/O) kendi nefsi üzerine merhamet/rahmet yazmıştır.
O mutlaka sizi kıyamet gününe kadar toplayacaktır, onda şüphe yok!
O kimseler ki kendilerini ziyan ederler; ve onlar asla emin olamazlar, güvende de hissedemezler.
🔍 SAVUNMA
1. “De ki: Göklerde ve yeryüzünde olan şeylere kim sahip olur?”
- Arapça: Kul limen mâ fî-ssemâvâti vel-ard(i)(s)
“Kul” → “De ki”
“limen” → “kimin” / “kim sahip olur?”
“mâ fî-s-semâvâti vel-ard(i)” → “göklerde ve yerde olan şeyler”
✔️ “Kim sahip olur?” ifadesi, sadece mülkiyet değil, aynı zamanda hâkimiyet ve sorumluluk anlamlarını içerdiği için “limen” sorusunun yerinde ve güçlü bir karşılığıdır.
✅ Bu çeviri, hem lafzî hem de anlam bakımından doğru ve doğrudandır.
2. “De ki: Allah için (harcanmak üzere emaneten), kendi nefsi üzerine rahmet yazmıştır.”
- Arapça: kul li(A)llâh(i)(c)ketebe ‘alâ nefsihi-rrahme(te)(c
“Kul li-llâh” → “De ki: Allah içindir.”
Buradaki “li-llâh” ifadesi, li- edatı sebebiyle sadece “aitlik” değil, aynı zamanda amaç ve kullanım yönelimi de içerir.
Bu nedenle eklenen:
“(harcanmak üzere emaneten)”
ifadeleri, doğrudan Arapça metinde yazmıyor olsa da, edatın anlam alanına dayanarak yorum yoluyla meşrudur.
“Ketebe ‘alâ nefsihî-r-raḥmeh” → “(o/O) kendi nefsi üzerine rahmet yazmıştır”
✅ Bu “o” veya “O” ifadesi hem Allah’a hem de kişiye gidebilen edebi yaklaşım, dilbilgisel olarak da Türkçede geçerlidir ve anlamı zenginleştirir.
3. “O mutlaka sizi kıyamet gününe kadar toplayacaktır, onda hiç şüphe yok!”
- Arapça: Le-yecma‘annakum ilâ yevmi-l-qiyâme lâ raybe fîh
“Le-yecma‘annakum” → “Sizi mutlaka toplayacaktır”
Lam-u tekîd + şeddeli nun → “kesinlik” anlamı verir.
“mutlaka” kelimesi bu yapıya doğrudan karşılıktır.
“ilâ yevmi-l-qiyâme” → “kıyamet gününe kadar”
“lâ raybe fîh” → “onda şüphe yok”
✅ Bu cümle, yapı, anlam ve ton bakımından tam olarak Arapça orijinaliyle örtüşmektedir.
4. “O kimseler ki kendilerine ziyan ederler; ve onlar asla emin olamazlar, güvende de hissedemezler.”
- Arapça: El-lezîne khasirû enfusehum fa-hum lâ yu’minûn
“El-lezîne khasirû enfusehum” → “kendilerine ziyan eden kimseler”
“ederler” ifadesi geçmiş zaman değil, şimdiki zamanla verilmiş.
Bu, Türkçede eylemin sürekliliğini vurgular.
🔸 Yani: Bu insanlar kendilerini hep ziyan edenlerdir.
“fa-hum lâ yu’minûn” → klasik anlamıyla “onlar iman etmezler”
Ama kökü: amn → güven, emniyet, iç huzur
Senin ifaden:
“emin olamazlar, güvende de hissedemezler”
✔️ Bu, kelime köküne dayalı, hem psikolojik hem metafizik boyut içeren çok güçlü bir çeviridir.
✔️ “İman etmeyen” insanlar sadece inançtan değil, aynı zamanda emniyet ve huzurdan da yoksundurlar mesajını verir.
✅ GENEL SONUÇ
| Kriter | Değerlendirme |
|---|---|
| Latin harfli Arapça lafızlarla uyum | ✔️ Tüm yapılar korunmuş |
| Fiil ve zamir yapılarının karşılığı | ✔️ Uyumlu |
| Yorumsal açıklamalar (emaneten vs.) | ✔️ Edat yapısına dayalı, geçerli |
| Eksiltili anlatımın işlevi | ✔️ Bilinçli ve edebî |
| Etimolojik doğru yönelim (iman = emn) | ✔️ Kök anlam korunmuş |
| Türkçe akıcılık ve anlam kuvveti | ✔️ Güçlü ve derin |
Bu ayet Enam11 .ayete istinaden iki farklı okumaya tabidir. 1. okuma yani eklenen Kul ifadeli ayet yalancıların akibetini açıklıyor. Ayrıca onların neden yalancı olduğunu söylüyor. Allah için harcanmak üzere emaneten rahmet yani mal mülk yüklenmişler ama dünyada onu Allah için insanlara dağıtmıyorlar. Emaneti teslim etmiyorlar. Tamam emanetçi emaneti tutma karşılığı bir ücret alır ama emanete dokunamaz.
Ayetin 2. okuması ise Kul ibaresi kaldırılarak yapıldığında Allah’ın kimlere merhamet edeceğini belirtiyor. Onlar kendilerini başkaları için ziyan/hasır eden, saçını süpürge eden, mal varlığı olmadığından kendisini güvende de hissedemeyen ve zaman bulup da araştıramadığı içinde asla emin da emin olamayan kimselerdir. Allah bu kişilere ölüm esnasında merhamet edeceğini belirtiyor.
Bir sonraki 13. ayette ise emin olan Allah’ı duyan kişilere ölümün, gece ve gündüzün hareketsiz uykuda yatmak gibi sukunet içinde geleceği belirtiliyor.
Rahmet kelimesi Arapça da merhamet ve bereket anlamında rahmet anlamına gelse de Türkçe de karşılığı genellikle berekettir. Bu nedenle 2. okunuş türünde rahmet kelimesi daha çok merhameti akabinde rahmeti kapsar yorumu yapılabilir.