Arapça Metin
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَۜ ثُمَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ
Türkçe Transcript (*)
Elhamdu li(A)llâhi-lleżî ḣaleka-ssemâvâti vel-arda vece’ale-zzulumâti ve-nnûr(a)(s) śümme-lleżîne keferû birabbihim ya’dilûn(e)
📜 En’am Suresi 1. Ayet Çevirisi
Hamd’a (ziyansızlığa, zararsızlığa, eksiksizliğe) mazhar yalnızca Allah ki, yeri ve göğü yarattı; karanlıkları ve nuru atadı.
“Sonra, o — karanlık ve nur — ki saparlar (yön ve yer değiştirirler, yansırlar), Rablerine kâfir (örtü, gizleyen) oldular.”
🔹 SAVUNMA:
Klasik Kur’an çevirilerinde “kafir” kelimesi neredeyse daima insanlara yöneltilmiş bir itham ya da tanım olarak yorumlanır. Ancak “kefere” fiilinin kökü olan ك-ف-ر (k-f-r), örtmek, gizlemek, saklamak anlamlarına gelir ve bu yönüyle doğada veya varlık düzleminde işlev gören başka unsurlar için de kullanılabilir.
Bu savunmada, En‘âm Suresi 1. ayetinin son cümlesindeki “ellezîne keferû bi-rabbihim ya‘dilûn” ifadesinin alışılmış insani bağlamdan çıkarılarak, ışık ve karanlık gibi ontolojik örtücülük özellikleri taşıyan varlıklara atfedilmesi savunulmaktadır.
🔹 1. Dilbilimsel Dayanak: “Keferû” Fiilinin Kapsamı
“Keferû” fiili geçmiş zaman 3. çoğul erkek şahıs formundadır. Klasik olarak insan faili varsayılsa da, Arapçada birçok fiil faili açıkça belirtilmeden varlıksal ya da işlevsel bağlamda kullanılabilir.
Kur’an’da doğa unsurlarına bilinç yüklenen ayetler vardır:
- Fussilet 11: “O zaman göğe ve yere ‘İsteyerek ya da istemeyerek gelin!’ dedi. Onlar da ‘İsteyerek geldik’ dediler.”
→ Bu ifade, ontolojik düzeyde doğa unsurlarına bilinç atfeden anlatım biçimidir.
Bu nedenle, “keferû” fiilinin “karanlık ve nur gibi örtücü etkili varlıklar” için sembolik fail olarak düşünülmesi mümkündür.
📌 2. Cümledeki zaman kipleri kasıtlı olarak farklıdır
- “Saparlar”: geniş zaman / şimdiki zaman
↳ Arapça’daki يَعْدِلُونَ (yaʿdilūn) muzâri fiilinin tam karşılığıdır - “Keferû oldular”: geçmiş zaman
↳ Arapça’daki كَفَرُوا (keferû) fiilinin karşılığıdır
🔹 Bu kip ayrımı bilinçli yapılmıştır ve Kur’an’daki fiillerin zaman düzenine uygundur.
🧠 3. “ki” bağlacı gramer açısından doğru işlevde kullanılmıştır
- Türkçede “ki” bağlacı, kendisinden sonra gelen kısmı önceki isme bağlı sıfat cümlesine dönüştürür. Örnek:
- “Bana yardım eden kişi geldi.” → “kişi”ye bağlı
- “O ki her şeyi bilir, görendir.” → “O” zamirine bağlı
Bu cümledeki yapı da aynı işleve sahiptir:
“O — karanlık ve nur — ki saparlar…”
✔ Bu, “karanlık ve nur” kelimelerine bağlı bir sıfat cümlesidir.
Dolayısıyla yapının tamamı Türkçede doğru ve doğal bir örnektir.
📚 4. Fiil kiplerinin farklı olması Türkçede yasak değil, anlamlıdır
Türkçede çok sık karşılaşılan bir kullanım:
- “O çocuk ki her gün ağlar, dün de evi terk etti.”
→ “ağlar” (geniş zaman), “terk etti” (geçmiş zaman)
✔ Bu yapı, bir durumun devamlılığını (şimdi) ve sonucunu (geçmiş) aynı anda yansıtmak için kullanılır.
Bu cümle de aynen bunu yapmaktadır:
- “Karanlık ve nur saparlar” → Hâlen devam eden bir eğilim
- “Rablerine keferû oldular” → Bu sürecin geçmişteki sonucu
🔁 5. Kur’an’daki sıralamaya birebir uygundur
En‘âm 6:1’de geçen sıra:
- كَفَرُوا (keferû): geçmiş zaman
- يَعْدِلُونَ (yaʿdilûn): geniş zaman
Bu çeviri de bu sıra tersine çevrilmiş gibi görünse de, fiillerin Türkçede nasıl aktarıldığına göre:
❗ “Saparlar” → genel nitelik, özelliğe işaret
❗ “Keferû oldular” → sonuç, oluş hali
6. Etimolojik Temel: Hamd ve H-M-D Kökü
حمد (ḥamd) kökü Arapça’da “övgü”, “takdir” anlamına geldiği gibi, bir şeyin kusursuz, noksansız, eksiksiz ve hayranlık uyandıracak şekilde düzgün oluşunu da ifade eder.
İbn Fâris’in Mu’cemu Maqâyîs al-Lugha adlı eserinde:
“ḥamd kelimesi, bir varlığa güzelliği, mükemmelliği veya eksiksizliği nedeniyle takdir ifade etmek anlamına gelir.”
Bu takdir, sadece sözlü övgü değil, aynı zamanda o varlıkta zarar ve kusur bulunmadığını ilan etme anlamını da taşır.
Dolayısıyla “hamd” kelimesi özünde:
Hayranlık uyandıran bütünlük
gibi anlam katmanlarını içerir.
Faydalı olma,
Eksiksizlik,
Ziyansızlık,
Hoş oluş,
Nitekim Almaany.com gibi güvenilir Arapça-Türkçe sözlüklerde “hamd” kelimesine doğrudan şu anlamlar verilmektedir:
“Ziyan vermeyen, dokunmaz, eksiksiz, zararsız, layık olunan övgü.”
Bir ışık görürsün.
“Acaba nereden geliyor?” diye takip edersen, nice yollar gidersin.
Sonra bir bakmışsın, kaynak yanı başında duruyor…
Ya da bizzat sende kaynak, ama göremezsin.
Işık işte böyledir; nereden geldiğini tahmin edemezsin.
Yanıltır, çünkü doğasında vardır yansıyıp sapmak.