Arapça Metin
ثُمَّ لَمْ تَكُنْ فِتْنَتُهُمْ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا وَاللّٰهِ رَبِّنَا مَا كُنَّا مُشْرِك۪ينَ
Türkçe Transcript (*)
Śümme lem tekun fitnetuhum illâ en kâlû va(A)llâhi rabbinâ mâ kunnâ muşrikîn(e)
En’am Suresi 23. Ayet Çevirisi
“Sonra: ‘Vallahi, Allah bizim Rabbimiz iken biz müşrikler değildik’ demek dışında başkaca fitneleri olmadı.”
1. Gramer Açısından Doğruluk
- وَاللهِ → “Andolsun Allah’a / Vallahi.”
- رَبَّنَا → “Bizim Rabbimiz.” Türkçe’ye “Allah bizim Rabbimiz iken” diye çevrilmesi, hem izafeti hem de hal/şart manasını yansıtır.
- ما كنا مشركين → “Biz müşrikler değildik.” Çoğul form (müşrikīn) doğru şekilde aktarılmıştır.
Bu yönüyle çeviri lafza sadıktır. “İken” ifadesi, Arapça’daki vavın hal manasını karşılayan bir katkıdır.
2. Bağlam Açısından
Allah onları toplayıp sorar:
“Hani nerede ortaklarınız?” (6:22)
Onların cevabı:
“Vallahi, Allah bizim Rabbimiz iken biz müşrikler değildik.”
Burada şirklerine bahane üretip kendilerini temize çıkarmaya çalışırlar. Çünkü o gün gerçekten gösterecek ortakları yoktur.
3. Fitne ile İlişki
Fitne (فِتْنَة) → bahane, çelişkili söz, kendi aleyhine dönen mazeret.
Onların cevabı fitnedir çünkü:
- Bazen şirklerini kabul ederler:
“Evet, para, mal, mülk, güç ve liderlere boyun eğdiğimiz, onları rab bildiğimiz zamanlar oldu. O vakitler müşriktik.” - Bazen şirklerini inkâr ederler:
“Ama Allah bizim Rabbimiz olduğu vakitler de oldu. O zaman müşrik değildik.” - Sorumluluğu Allah’a yıkmaya çalışırlar:
“Allah Rabbimiz olduğu sürece biz müşrik olamayız. Eğer müşrik olmuşsak, demek ki o an Allah Rabbimiz olmamış gibi oldu; öyleyse suç bizim değil, Allah’ın.”
Bu ifadeler hem doğruya yakın bir taraf taşır (Allah gerçekten Rabdir ve gerçekten Allah’ı rab edinerek yaşayan kişi şirk koşmaz), hem de tamamen yanlıştır (menfaatleri için bile bile veya hiç bilgileri olmadığı halde Allah’a iftira uydurarak şirk yaptıkları hâlde “biz müşrik değildik” demeleri). Bu yüzden ayetteki fitne kavramı tam da onların bu çelişkili bahanelerini anlatır.
4. Çifte Anlamlılık ve Kafa Karışıklığı
- Bir taraftan: “Allah Rabbimiz iken biz müşrik değildik.”
- Diğer taraftan: “Ama O Rabbimiz değilse, müşrik olmamız bizim değil Allah’ın sorumluluğu.”
Bu türden ifadeler, masumiyet iddiası gibi görünse de aslında Allah’a iftira ve sorumluluktan kaçma içerir. İşte bu yüzden onların sözleri “fitnetuhum” (onların fitnesi) olarak isimlendirilmiştir.
5. Sonuç
Bu çeviri, onların bahane ve savunmalarını en iyi şekilde yansıtır:
- Bazen gerçekten başka rabler (para, güç, mülk, liderler) edindiklerini ima ederler.
- Ama Allah’ı Rab kabul ettikleri anları öne sürerek müşrik olmadıklarını iddia ederler.
- Daha da ileri giderek, şirklerini Allah’ın Rabliğine bağlar, “o an Rabbimiz olmamıştı” diyerek suçu Allah’a atarlar.
İşte bu çelişkili, kafa karıştırıcı ve kendi aleyhlerine dönen söz, ayetin başındaki fitne kelimesiyle birebir örtüşür.
✅ Savunma:
“‘Vallahi, Allah bizim Rabbimiz iken biz müşrikler değildik’ çevirisi, hem lafza sadık hem de onların kıyamet günündeki çelişkili savunmalarını yansıtır. Çünkü bu ifade, hem müşrikliği inkâr etmeleri, hem de müşrikliği kabul ettikleri hâlde Allah’a yüklemeleri ihtimalini kapsar. Dolayısıyla bu çeviri, ayetin ‘fitne’ vurgusunu en iyi şekilde ortaya koyar.” doğurarak, tam anlamıyla çifte anlamlı ve kafa karıştırıcı bir mazeret üretmektedir.
NOT: Bir sonraki ayet Unzur ile başlıyor, yani bakıp tartışın münazara edin nasıl bir tekzib uydurdular ve dünyada iftira ediyor oldukları şeyler onlardan uzaklaştı kayboldu diyor.