Yazı kategorisi: En'am

(En’am 20. Ayet) Onu zamiri İsa’ya gider mi?

Arapça Metin

اَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْۢ اَلَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ۟

Türkçe Transcript (*)

Elleżîne âteynâhumu-lkitâbe ya’rifûnehu kemâ ya’rifûne ebnâehum(m) elleżîne ḣasirû enfusehum fehum lâ yu/minûn(e)

En’am Suresi 20. Ayet Çevirisi:

Kendilerine kitap verdiğimiz o kimseler, onu tıpkı kendi çocuklarını bildikleri gibi bilirler. O kimseler, kendilerini (başkaları için) tüketmişlerdir ve bu yüzden onlar âmenu (emin) olamazlar.


1. Gramer Açısından Savunma

  1. İlk cümle – Birinci ellezîne yapısı
    • ٱلَّذِينَ آتَيْنَـٰهُمُ ٱلْكِتَـٰبَ → “Kendilerine kitap verdiğimiz o kimseler” ifadesi, Arapça’daki mevsûl (ellezîne) + sıla cümlesini tam olarak karşılar.
    • يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَاءَهُمْ → “onu tıpkı kendi çocuklarını bildikleri gibi bilirler” çevirisi, hem fiil (ya‘rifûne) hem de benzetme bağlacı (kemâ) anlamını eksiksiz aktarır.
  2. İkinci cümle – İkinci ellezîne yapısı
    • ٱلَّذِينَ خَسِرُوا أَنفُسَهُمْ → “O kimseler, kendilerini (başkaları için) tüketmişlerdir” ifadesi, “ḫasirû” fiilinin “zarara uğramak, yitirmek” temel anlamını mecaz yoluyla “ömürlerini tüketmek” şeklinde ifade eder. Geçmiş zaman kipine “-mişlerdir” eki ile sadık kalınmıştır.
  3. Sebep-sonuç bağı – Fa-akıbet
    • فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ → “ve bu yüzden onlar âmenu (emin) olamazlar” ifadesinde, “fa”nın akıbet/sebep-sonuç anlamı “bu yüzden” ile verilmiştir.
    • لَا يُؤْمِنُونَ → kök anlamı “emin olmak, güvene girmek”tir; bu yüzden çeviride hem kök (emin) hem de geleneksel anlam (iman etmek) parantez içinde korunmuştur.

2. İçerik Açısından Savunma

Ayet, onları “kendi kendine zulmeden” kişiler olarak niteler.

“Onu … çocuklarını bildikleri gibi bilirler” ifadesi

Bu benzetme, kesin bilgi ve tanımayı ifade eder. Kendi çocuğunu tanımak gibi, hata payı olmayan bir bilme biçimi kastedilir.

Çeviri, bu kesinlik vurgusunu aynen korur.

“Tüketmişlerdir” yorumunun gerekçesi

“ḫasirû enfusehum” kelimesi kelimesine “kendilerini zarara uğrattılar” anlamındadır.

Buradaki zarar, sadece maddi değil; zaman, enerji, ömür ve imkânların tükenmesi anlamını da kapsar.

“(Başkaları için)” eklemesi, bu tükenmenin başkalarına yardım veya yanlış yönlendirilmiş çaba sebebiyle olduğunu açıklayan yorum unsurudur.

“Âmenu (emin) olamazlar” ifadesi

“Yu’minûn” kök anlamı “güvende olmak, emin olmak”tır.

Ayetteki bağlamda bu, “hakikate ulaşarak güvene eremezler” şeklinde de anlaşılabilir.

Çeviri, hem bu kök anlamı hem de geleneksel “iman etmezler” karşılığını birlikte yansıtarak anlam zenginliğini korur.

Bağlamsal mantık

Bu kişiler hakikati tanıyacak konumda olmalarına rağmen, hayatlarını başkaları uğruna tüketmişlerdir.

Bu sebeple hakikati araştırıp bilme ve güven içinde olma imkânlarını kaybetmişlerdir.


Yorum bırakın