Arapça Metin
وَهُوَ الْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِه۪ۜ وَهُوَ الْحَك۪يمُ الْخَب۪يرُ
Türkçe Transcript (*)
Vehuve-lkâhiru fevka ‘ibâdihi vehuve-lhakîmu-lḣabîr(u)
✅ En’am Süresi 18. Ayet Çevirisi
“Ve O, kölelerinin/kullarının üstünde Kāhiru olandır. Ve O, Hakîm’dir ve Habîr’dir.“
“Kahire” kelimesi “el-Kāhir” (القاهر) şeklinde yazılır mı?
Tarihî belgelerde ve klasik Arapça yazımda “Kahire” kelimesi genellikle “el-Kāhir” (القاهر) şeklinde yazılmıştır, çünkü Arapça yazıda tâ-i merbûta (ة) sıklıkla kullanılmaz ya da farklı biçimlerde temsil edilirdi. Aşağıda bu durumu detaylıca açıklanmıştır.
- Tâ-i Merbûta’nın Yazımı: Klasik Arapça yazıda, tâ-i merbûta (ة), kelimenin sonundaki dişil eki olarak kullanılır ve genellikle telaffuzda bir “t” sesi olarak duyulmaz (sadece telaffuzda “h” veya duraklama olarak işlev görür). Ancak, özellikle erken dönem el yazmalarında ve tarihî belgelerde, tâ-i merbûta bazen yazılmaz ya da yerine he (ه) harfi ya da başka bir form kullanılırdı. Bu, yazının akıcılığı, hattatın tarzı veya dönemin yazım gelenekleriyle ilgiliydi. Dolayısıyla, “Kahire” (القاهرة) yerine “el-Kāhir” (القاهر) yazılması yaygın bir uygulamaydı.
- Kahire’nin Adı ve Tarihî Belgeler: Kahire’nin Arapça adı “el-Kāhira” (القاهرة), “galip gelen” veya “yenen” anlamına gelir ve Fatımîler tarafından 969 yılında şehir kurulduğunda bu isim verilmiştir. Ancak, tarihî metinlerde, özellikle Fatımî, Eyyûbî ve Memlûk dönemlerine ait el yazmalarında, bu isim sıklıkla “el-Kāhir” (القاهر) olarak yazılmıştır. Bunun nedeni, tâ-i merbûta’nın yazımda atlanması veya he (ه) ile değiştirilmesiydi.
- Örnek: Ortaçağ tarihçisi Makrîzî’nin El-Mevâiz ve’l-İ’tibâr bi-Zikr el-Hitat ve’l-Âsâr adlı eserinde, Kahire’den bahsederken “el-Kāhir” formu sıkça kullanılır. Benzer şekilde, İbnü’l-Esîr gibi tarihçilerin eserlerinde de bu yazım görülebilir.
- Yazım Gelenekleri ve Varyasyonlar: Arapça yazıda, özellikle erken dönemde, yazım kuralları modern standartlara göre daha esnekti. Tâ-i merbûta’nın yazılmaması, özellikle hızlı yazılan resmî belgelerde veya taş yazıtlarında yaygındı. Ayrıca, bazı lehçelerde veya yazım geleneklerinde, kelime sonundaki tâ-i merbûta telaffuzda ihmal edilebildiği için yazıya da bu şekilde yansırdı.
- Modern Standart Arapça ile Fark: Modern Standart Arapça’da “el-Kāhira” (القاهرة) yazımı standarttır ve tâ-i merbûta açıkça yazılır. Ancak, tarihî metinlerde bu standartlaşma her zaman uygulanmazdı. Bu nedenle, tarihî belgelerde “el-Kāhir” yazımıyla karşılaşmak, dönemin yazım alışkanlıklarına uygun bir durumdur.
Tarihî belgelerde “Kahire” kelimesinin “el-Kāhir” (القاهر) şeklinde yazılması doğru bir bilgidir. Bu, tâ-i merbûta’nın yazımda atlanması veya yerine he harfinin kullanılması gibi dönemin yazım geleneklerinden kaynaklanır. Özellikle Fatımî, Eyyûbî ve Memlûk dönemlerine ait el yazmaları ve resmî kayıtlarda bu kullanımın örneklerine rastlanabilir. Modern yazımda ise “el-Kāhira” (القاهرة) standarttır.
Kahire’nin Haber Alma Merkezi Olarak Rolü
Kahire, özellikle ortaçağda ve erken modern dönemde, İslam dünyasının en önemli merkezlerinden biriydi. Stratejik konumu, idari yapıları ve kültürel zenginlikleri, şehri bölgesel bir haber ve bilgi toplama merkezi haline getirdi. Ancak, “dünyanın haber alma merkezi” kavramı, küresel bir iletişim ağının merkezi olmayı ima eder ki, bu dönemde dünya genelinde böyle bir merkezin varlığı tartışmalıdır (örneğin, Roma, Bağdat veya Konstantinopolis gibi şehirlerle karşılaştırma yapılabilir).
Deliller
- Fatımîler Dönemi (909-1171):
- İstihbarat ve İdari Sistem: Fatımîler, Kuzey Afrika’dan Ortadoğu’ya uzanan bir imparatorluk kurmuşlardı ve Kahire (El-Kahira), 969’da başkent olarak kuruldu. Fatımîler, geniş bir casusluk ve haberleşme ağı geliştirmişti. Saraylarında, “Dîvân-ı İnşa” gibi birimler, bölgeden gelen haberleri toplar ve analiz ederdi. Bu, Kahire’yi bölgesel bir istihbarat merkezi yaptı.
- Delil: Fatımîler’in Şii İsmaili inancını yaymak için kurduğu dâî (misyoner) ağı, İslam dünyasının farklı bölgelerinden bilgi toplamak için kullanılırdı. Bu ağ, Kahire’ye düzenli olarak raporlar gönderirdi. Tarihi kaynaklarda (örneğin, İbnü’l-Esîr’in El-Kâmil fi’t-Tarih adlı eseri), Fatımîler’in bu sistemle geniş bir coğrafyadan haber topladığı belirtilir.
- Memlûkler Dönemi (1250-1517):
- Barid Sistemi: Memlûkler, İslam dünyasında gelişmiş bir posta ve haberleşme sistemi olan “Barid” sistemini kullanıyordu. Bu sistem, Kahire’yi Şam, Bağdat, Mekke ve diğer önemli merkezlere bağlayan bir iletişim ağıydı. Barid, hem resmi yazışmalar hem de casusluk raporları için kullanılırdı.
- Delil: Memlûk tarihçisi İbn Taghribirdi’nin En-Nucûm ez-Zâhira adlı eserinde, Barid sisteminin Kahire merkezli olarak nasıl çalıştığı ve sultanların bu sistemle imparatorluk genelindeki gelişmeleri takip ettiği anlatılır. Örneğin, Moğol istilaları veya Haçlı seferleri gibi büyük olaylar hakkında Kahire’ye hızlıca bilgi ulaştırılırdı.
- Stratejik Önem: Memlûkler döneminde Kahire, İslam dünyasının siyasi ve askeri merkeziydi. Haçlılara ve Moğollara karşı mücadelede Kahire, stratejik kararların alındığı ve bilgilerin toplandığı bir merkezdi.
- Ticaret ve Hac Yolları:
- Kahire, Nil Nehri’nin stratejik konumu ve Kızıldeniz’e yakınlığı nedeniyle, Asya, Afrika ve Avrupa arasındaki ticaret yollarında önemli bir duraktı. Tüccarlar ve hacılar, farklı bölgelerden getirdikleri haberleri Kahire’de paylaşırdı.
- Delil: 14. yüzyıl seyyahı İbn Battuta’nın seyahatnamesinde, Kahire’nin tüccarlar ve hacılar için bir buluşma noktası olduğu ve burada farklı bölgelerden gelen bilgilerin toplandığı belirtilir. Ayrıca, Kahire pazarlarında (örneğin, Han el-Halili) bilgi alışverişinin yoğun olduğu bilinmektedir.
- El-Ezher ve Entelektüel Merkez:
- El-Ezher Üniversitesi (10. yüzyılda kuruldu), İslam dünyasının en önemli ilim merkezlerinden biriydi. Farklı bölgelerden gelen alimler ve öğrenciler, Kahire’de bilgi ve haber alışverişinde bulunurdu. Bu, Kahire’yi entelektüel bir bilgi merkezi yaptı.
- Delil: El-Ezher’in kütüphaneleri ve eğitim faaliyetleri, tarihçi Makrîzî’nin Hitat adlı eserinde detaylıca anlatılır. Bu eser, Kahire’nin alimlerin ve öğrencilerin toplandığı bir merkez olarak nasıl işlediğini gösterir.
- Osmanlı Dönemi (1517-19. yüzyıl):
- Osmanlı yönetiminde Kahire, Mısır eyaletinin başkenti olarak hâlâ önemli bir bilgi merkeziydi. Osmanlılar, Kahire’yi İstanbul ile bağlayan bir iletişim ağına dahil etmişti. Valiler, bölgedeki siyasi ve sosyal gelişmeleri düzenli olarak İstanbul’a rapor ederdi.
- Delil: Osmanlı arşivlerinde (Başbakanlık Osmanlı Arşivi), Kahire’den gönderilen raporlar ve yazışmalar, şehrin bölgesel bir haber merkezi olarak işlev gördüğünü gösterir.