Yazı kategorisi: En'am

(En’am 17. Ayet) Ona kaşif olmaz! “O” sonraki ayette geçen Kâhir(E) midir?

Arapça Metin
وَاِنْ يَمْسَسْكَ اللّٰهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُٓ اِلَّا هُوَۜ وَاِنْ يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Türkçe Transcript (*)

Ve-in yemseska(A)llâhu bidurrin felâ kâşife lehu illâ hu(ve)(s) ve-in yemseske biḣayrin fehuve ‘alâ kulli şey-in kadîr(un)

📝 Önerilen çeviri:

“Ve şüphesiz Allah sana bir keder veriyorsa da, ona O’ndan başka KAŞİF yoktur.
Ve şayet sana bir hayrı dokunacak ise, O her şeye kâdirdir.”


📚 SAVUNMA:

1. “Ve şüphesiz” ifadesi – وَإِنْ yerine وَإِنَّ kıraati ihtimali

  • Ayette geçen وَإِنْ ifadesi harekesiz yazıldığında (وَان), hem “ve eğer” (ihtimal) anlamına gelen وَإِنْ,
    hem de “ve şüphesiz” (kesinlik ve vurgulama) anlamına gelen وَإِنَّ şeklinde okunabilir.
  • Harekeler olmadan yazıldığında ayrım yapılamaz. Yani her iki okuma da gramer açısından mümkündür.
  • Bu nedenle ayet, bağlama ve anlam bütünlüğüne göre “ve şüphesiz” şeklinde de anlaşılabilir.

🔹 Özellikle ayetin Hz. Muhammed’e hitap ettiği düşünüldüğünde — ki o acılar, sıkıntılar yaşamış bir peygamberdir — burada “farz edelim ki başına gelir” değil, “başına geldiği hâlde…” anlamı çok daha yerindedir.


2. “…bir keder veriyorsa da” ifadesi – يَمْسَسْكَ fiilinin geniş zaman anlamı

  • Fiil: يَمْسَسْكَ → kökü مَسَّ (dokunmak)
  • Kalıbı: muzari fiil (geniş/gelecek zaman)
  • Arapçada muzari fiil, bağlama göre hem “dokunursa” (şart), hem “dokunuyorsa/veriyorsa” (geniş zaman) anlamına gelir.
  • Dolayısıyla çevirideki: “Allah sana bir keder veriyorsa da”
    ifadesi, fiilin gramer yapısına tamamen uygundur.

🔹 Ayrıca bu kullanım, ayeti sadece olasılık değil, gerçekleşmiş, süregiden bir durumun açıklaması olarak yorumlamamıza olanak verir.


3. “…ona O’ndan başka kaşif yoktur” – فَلَا كَاشِفَ لَهُ إِلَّا هُوَ

  • فَلَا كَاشِفَ → “hiçbir kaşif yoktur”
  • لَهُ → “onun için”
  • إِلَّا هُوَ → “yalnızca O hariç”
  • Bu yapı Arapçada isim cümlesidir ve genellikle geniş zaman bildirir.
  • “Yoktur” ifadesi hem şimdi, hem sürekli olarak geçerli bir hükmü verir.
  • Türkçedeki: “…O’ndan başka kaşif yoktur”
    ifadesi, hem Arapça yapı hem anlam açısından birebir karşılıktır.

🔹 Ayrıca “kaşif” kelimesinin Türkçede yerleşik hâlde olması, Arapçadaki anlamı koruyarak kullanılmasını mümkün kılar.


4. “Ve şayet sana bir hayrı dokunacak ise…” – وَإِنْ يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ

  • Bu ikinci şart cümlesidir.
  • “Şayet” kelimesiyle yapılan çeviri, ihtimal vurgusunu doğru şekilde yansıtır.
  • “dokunacak ise” ifadesi de muzari fiilin geleceğe dönük olasılığını yansıtır.

🔹 Bu, cümlenin yapısını önceki cümleyle hem karşıtlık hem de yapı bakımından dengeli hâle getirir.


5. “O her şeye kâdirdir” – فَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

  • Bu ifade doğrudan isim cümlesidir.
  • “O her şeye gücü yetendir” anlamındadır.
  • Türkçede bunu daha estetik ve vurgulu yapmak için: “O her şeye kâdirdir”
    denilmesi, anlamı korur ve Arapçadaki “قَدِيرٌ” lafzına uygun düşer.

📜 En’âm Suresi 6:17 Ayetinin Diyanet Meali ve Anlam Katmanları Üzerine Açıklama

“Ve eğer Allah seni bir zarara uğratırsa, O’ndan başka onu giderecek yoktur; ve eğer sana bir hayır verirse, bilesin ki O her şeye kādirdir.”
(Kur’an Yolu Meali – Diyanet İşleri Başkanlığı)


✅ Diyanetin bu çevirisi de doğrudur ve klasik dönemin şartları göz önüne alındığında anlamlı ve yerindedir.

Çünkü:

  • Bu meal, ayet nazil olduğunda yaşayan insanlar için anlaşılır ve doğrudan mesaj içeren bir anlam sunar.
  • Kahire şehri, Hz. Muhammed döneminde henüz kurulmamıştı (969 (51×19) yılında Fatımîler tarafından kurulmuştur).
    Dolayısıyla sonraki ayette açıkça Kahire’ye işaret eden bir isim olsaydı bile, bu tarihsel olarak henüz bilinmeyen bir yer olacaktı.
  • Bu nedenle Diyanet’in verdiği anlam: “Allah’ın kudretine mutlak güven; zarar da olsa hayır da olsa, onun dışında bunu kaldıracak kimse yoktur.”
    ifadesi, o dönemin insanlar için anlaşılır ve yeterli bir açıklamadır.
  • Allah’ın her şeye gücünün yeteceğinden zaten Allah inancı olan kişilerin şüphesi olmadığından diyanetin bu çevirisi insanlara farklı bir şey sunmamaktadır. Bu nedenle ayetin başka bir hususa işaret ediyor olması ve insanlara bir bilgi vermesi beklenir. Bu nedenle 16. ayette Kaşif ve 17. ayette Kahiru (Mısır’ın başkenti Kahire’ye atıf olması muhtemel) ve Köle (Kul diye çevrilmiş genelde) geçmesi tesadüf olamaz.

Yorum bırakın