Arapça Metin
وَمَا لَكُمْ اَلَّا تَأْكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللّٰهِ عَلَيْهِ وَقَدْ فَصَّلَ لَكُمْ مَا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ اِلَّا مَا اضْطُرِرْتُمْ اِلَيْهِۜ وَاِنَّ كَث۪يرًا لَيُضِلُّونَ بِاَهْوَٓائِهِمْ بِغَيْرِ عِلْمٍۜ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِالْمُعْتَد۪ينَ
Türkçe Transcript
Vemâ lekum ellâ te/kulû mimmâ żukira-smu(A)llâhi ‘aleyhi vekad fassale lekum mâ harrame ‘aleykum illâ mâ-dturirtum ileyh(i)(k) ve-inne keśîran leyudillûne bi-ehvâ-ihim biġayri ‘ilm(in)(k) inne rabbeke huve a’lemu bilmu’tedîn(e)
📜 Çeviri Savunusu – En‘âm 6:119. Ayet Üzerine
🌟 Tercüme:
Size ne oluyor da yalnızca, üzerine Allah’ın adı anılan şeylerden yiyorsunuz?
Oysa, mecbur kalmanız durumu hariç, üzerinize neyin haram kılındığı size açıklanmıştı.
Ama gerçek şu ki, birçok kişi kendi hevâsına uyarak, kanıta dayalı ilmi olmaksızın saptırıyor.
Şüphesiz Rabbin haddi aşanları çok iyi biliyor.
🔍 Dilbilgisel Savunma (Gramer ve Yazımsal Yaklaşım):
- Ayetin Arapça orijinalinde geçen ifade:
وَمَا لَكُمْ أَلَّا تَأْكُلُوا…
Bu yapı “أَلَّا” (ellâ) olarak harekelenmiştir:
- “أن + لا” birleşimiyle oluşur
- Anlamı: “…yememeniz için…” şeklindedir
Ancak Arapça’da harekesiz yazımda (rakamlı mushaf, yazı levhası, hattatlık, vs.):
أَلَّا (ellâ) ve إِلَّا (illâ) aynı şekilde yazılır:
✅ الا
Yani:
- Harekeler olmadan bu iki yapı görsel olarak ayırt edilemez.
- Bu durum, erken dönem mushaflarında ve kıraat farklılıklarında da kendini gösterir.
🧠 Anlamsal Gerekçe:
Eğer ayetteki ifade “إِلَّا” (illâ) olarak anlaşılırsa:
“Size ne oluyor da yalnızca üzerine Allah’ın adı anılan şeylerden yiyorsunuz?”
Bu okuma:
- Sadece besmeleli kesimleri yeme takıntısına sahip olanları eleştirir
- Oysa Allah haram olanları açıkça bildirmiştir
- Bu yüzden “sadece şu helaldir” diyerek geri kalanları dışlayan yaklaşım eleştirilir
📌 Böylece, bu yorum:
- Kur’an’daki “helal dairesini geniş bırakın” ilkesiyle tam uyumludur
- Maide 5:5 (Ehl-i Kitap’ın yemekleri helaldir) ayetiyle çelişmez
- “Biġayri ‘ilm” (delilsiz) sapmaları açıklayan cümleyle de mantıksal bütünlük kurar
📚 Destekleyici Ayet ve Anlam Bağlantısı:
| Ayet | Bağlantı Açıklaması |
|---|---|
| Nahl 16:116 | “Bu helaldir, bu haramdır” demeyin → delilsiz hüküm üretmeyin |
| Maide 5:5 | Ehl-i Kitap’ın yemekleri helaldir → besmelesiz etin haram sayılmaması |
| En‘âm 6:119-121 | Besmelesiz etin haram mı olduğu değil, delilsiz korkularla helalin dışlanması sorgulanır |
🧠 Teolojik Mesaj:
Bu çeviri şunu vurgular:
Allah, haramları açıklamıştır.
Siz, açıklanmamış olan şeyleri şüpheyle dışlayarak helali daraltamazsınız.
Hele ki bunu ilme dayanmadan, hevâya uyarak yapıyorsanız, bu bir tür fısktır (yoldan çıkıştır).
Ve Allah, sınırı aşanları – yalnızca O – en iyi bilendir.
ÖZETLE;
Eğer ayet;
وَمَا لَكُمْ أَلَّا تَأْكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللَّهِ عَلَيْهِ
“Size ne oluyor da, üzerine Allah’ın adı anılan şeylerden yemiyorsunuz?”
diye çevrilirse bu cümle, “Neden helali yemiyorsunuz?” anlamı taşır ki bu da tutarsız bir soru olur.
❓ Soru 1:
Peki sahabe neden bu ayete muhatap oldu?
✅ Cevap:
Bunun çok makul bir sebebi olabilir:
Çünkü başka bir ayette Allah şöyle der:
“Allah’tan başkası adına kesilen hayvan haramdır.” (Bakara 2:173, En’âm 6:145)
Sahabeler de bu hükmü geniş yorumlamış olabilir.
Yani şunu demiş olabilirler:
❗ “Eğer hayvan kesilirken Allah’ın adı anılmadıysa, bu ya boş kesimdir ya da başka bir isimle kesilmiş olabilir.
Böyle bir durumda da bu et şüphelidir, dolayısıyla haramdır.”
Bu, ihtiyatlı ve takvaya dayalı bir yaklaşım olarak gelişmiş gibi görünse de bu yeni haramlara kapı aralamak olur.
❓ Soru 2:
Hristiyanlar veya başkaları, hayvan keserken Allah’ın adını anmadığı için sahabeler arasanda böyle bir şüphe mi doğdu?
✅ Cevap:
Muhtemelen evet.
Çünkü Hristiyan geleneklerinde hayvan kesimi sırasında Allah’ın adı anılmaz.
Bazıları hiçbir dua etmez, bazılarıysa yemekten önce dua eder ama keserken sessizdir.
Bu durumda sahabe şu tür bir düşünceye girmiş olabilir:
“Eğer bu hayvan bir Yahudi ya da Hristiyan tarafından kesildiyse ve Allah’ın adı da anılmadıysa, bu et Allah adına mı kesildi, yoksa değil mi?”
Bu belirsizlik, onları çekinceye ve yemekten kaçınmaya sevk etmiş olabilir.
❓ Soru 3:
Kasaplarda satılan etler de bu gerekçeyle mi haram görülmüş olabilir?
✅ Cevap:
Evet. Çünkü o dönemde pazarda satılan etlerin kesim sürecine tanıklık edilemiyordu.
Bu da sahabe açısından şöyle bir düşünce doğurmuş olabilir:
“Belki bu hayvan Allah’ın adı anılmadan kesildi…
Belki Allah’tan başkası adına kesildi…
Belki tamamen dinsiz bir kasap kesti…”
Bu şüphe nedeniyle bazı sahabeler:
“Bismillah ile kesildiğine emin olmadığım eti yemem.” diyerek haram saymış olabilir.
❓ Soru 4:
Peki bu tutum yanlış mıydı? Allah neden onları uyarıyor?
✅ Cevap:
Allah, delil olmadan helali haram saymayı kınamaktadır.
Yani:
“Sana haram kıldığım belli, ama sen başka şeyleri de haram gibi görmeye başladın. Bu ilimsizce bir tutumdur.”
Ayetin devamı zaten bunu söyler:
“Oysa üzerinize haram kılınanlar size açıklanmıştı.”
ve
“Birçok kişi kendi hevâsına uyarak, delile dayalı bilgisi olmadan saptırıyor.”
Dolayısıyla, Allah şunu demektedir:
“Eğer bir şey haramsa ben zaten söyledim.
Üzerine herhangi bir isim anılmadan kesilen hayvanın etini yemezseniz, helali daraltırsınız.
Bu da sapmaya kapı aralar.”