Arapça Metin
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نَاجَيْتُمُ الرَّسُولَ فَقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوٰيكُمْ صَدَقَةًۜ ذٰلِكَ خَيْرٌ لَكُمْ وَاَطْهَرُۜ فَاِنْ لَمْ تَجِدُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
Türkçe Transcript
Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû iżâ nâceytumu-rrasûle fekaddimû beyne yedey necvâkum sadaka(ten)(c) żâlike ḣayrun lekum ve ather(u)(c) fe-in lem tecidû fe-inna(A)llâhe ġafûrun rahîm(un)
Mücadele Suresi 12. Ayet Nihai Çeviri
“Ey amenu olan kimseler! Resûl ile özel görüşeceğiniz zaman yapacağınız özel görüşmelerinizi öncesinden sadakalandırarak (delil sunarak, teminat veya dava harcı yatırarak, randevu alarak) sıraya koyun. İşte bu, sizin için daha hayırlı ve daha arıtıcıdır. Ancak bulamazsanız, şüphesiz Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.”
📜 Savunma: Mücâdele Suresi 12. Ayetinin “Sadakalandırarak Sıraya Koyun” Şeklinde Çevrilmesinin Gerekçesi
Çeviri:
“Ey amenu olan kimseler! Resûl ile özel görüşeceğiniz zaman yapacağınız özel görüşmelerinizi öncesinden sadakalandırarak (delil sunarak, teminat veya dava harcı yatırarak, randevu alarak) sıraya koyun. İşte bu, sizin için daha hayırlı ve daha arıtıcıdır. Ancak bulamazsanız, şüphesiz Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.”
(Mücâdele 58/12)
1. 📘 Ayetin Arapça Yapısı:
فَقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَيْ نَجْوَاكُمْ صَدَقَةً
- فَقَدِّمُوا → “Takdim edin, öne koyun, sıraya alın” (II. bab fiil, çoğul emir)
- بَيْنَ يَدَيْ نَجْوَاكُمْ → “Gizli görüşmenizin öncesine” (zarf-ı mekân)
- صَدَقَةً → “Bir sadaka” (mansub, mef’ul konumunda, müfret, müennes isim)
Gramer açısından burada dikkat edilmesi gereken en önemli yapı:
“فَقَدِّمُوا” fiilinin hem “görüşme” hem de “sadaka” ile ilişki kurabilecek çift yönlü bir potansiyel taşımasıdır.
2. ⚖️ Fekaddimû (Takdim etme/ Kademelendirme) fiilinin iki nesneye yönelik işlevi:
a) Görüşmeye yönelik:
“Görüşmenizi sıraya koyun” anlamını taşır.
→ Ayetin zarf yapısı (بَيْنَ يَدَيْ نَجْوَاكُمْ) bu fiilin görüşme eylemiyle doğrudan ilişkili olduğunu gösterir.
b) Sadakaya yönelik:
“Bir sadaka takdim edin” anlamı taşır.
→ “Sadaka” kelimesi burada fiilin doğrudan nesnesi olup, eylemin şekillendirilmesini belirler.
❗️Yani:
“Fekaddimû” = Hem “görüşmeyi sıraya koyun” hem de “sadaka vererek bu sıralamayı hak edin”
Bu, Arapça’da çok yaygın olan fiil anlam çokluğunun (teleddüdh) bir örneğidir. Kur’an’ın belâgat geleneğinde bu tür çok-anlamlılık özellikle tercih edilir.
3. 📚 Ayetin bağlamı: Meclis ve Mahkeme Yükü
Bir önceki ayet:
“Ey iman edenler! Meclislerde size yer açın denildiği zaman yer açın…”
(Mücâdele 58/11)
Bu ayet:
- Sosyal ortamda saygı,
- Yer işgal etmemek,
- Bencilliği bırakmak gibi davranışları öğütler.
Hemen ardından gelen 12. ayette ise:
Özel görüşmelerin bir düzen altına alınması,
Bu görüşmelerin “önceden planlanarak” ve bir değer beyanıyla yapılması,
Yani RANDEVU ve GEREKÇE sunulması istenir.
Bu, tıpkı modern hukuk sistemlerindeki gibi:
- Dava harcı yatırmak
- Delil sunmak
- Randevu almak
- İhalelerde Teminat almak
gibi işlemleri akla getirir.
📌 Yani:
Ayetteki sadaka, ücret veya rüşvet değil;
Samimiyet beyanı ve görüşmeye değer verme aracıdır.
Zaten ayetin sonunda Allah şöyle buyurur:
“Allah yaptıklarınızı bilendir.”
(Yani niyeti görür.)
4. 🔍 Neden bu çeviri klasik meallerden daha doğrudur?
Klasik mealler genellikle ayeti şu şekilde çevirir:
“Peygamber ile özel görüşmeden önce bir sadaka verin.”
Ancak bu çeviri:
- Görüşme eylemini pasifleştirir,
- “Sadaka”yı yalnızca maddi bağış gibi sunar. 13. ayette zekatı verin deniyor. Maddi bağış veremeyen zekatı nasıl versin?
- Sıra ve düzen vurgusunu tamamen göz ardı eder,
- Ve bağlamda yer alan sosyal yük ve adalet boyutunu kaybettirir.
Oysa önerdiğimiz çeviri:
- Zamanı ve görüşmeyi değerli kılar,
- Peygambere, meclislere ve mahkemelere yük olmamayı esas alır,
- Kamu düzenini bozan yoğunluğa karşı koruyucu bir düzen önerisi içerir.
5. ✨ Sonuç:
Bu nedenle:
“Resûl ile yapacağınız özel görüşmeleri, öncesinden sadakalandırarak (delil sunarak, teminat veya dava harcı yatırarak, randevu alarak) sıraya koyun.”
ifadesi:
- Ayetin gramerine,
- Anlam katmanlarına,
- Bağlamsal akışına,
- Ve Kur’an’ın belâgat ve adalet ilkesine tamamen uygundur.
Bu çeviri, ayetin gerçek niyetini günümüz insanına anlaşılır, işlevsel ve ahlaki derinlik taşıyan bir biçimde ulaştırmaktadır.