Arapça Metin
ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ
Żâlike-lkitâbu lâ raybe(*) fîhi(*) huden lilmuttekîn(e)
————————————–
Bakara 2. Ayet Nihai Çeviri
“İşte şu kitap ki, içinde şüphe yoktur; muttakiler (yüklendiği emaneti koruyacak olanlar) için bir rehberdir.”
—————————————-
📜 Savunma Metni:
Bu tercümede, “muttakî” kelimesi sadece geleneksel anlamıyla “takva sahibi” veya “Allah’tan korkan” olarak değil; Arapça kökü olan وَقَى (vaka) fiilinden türediği haliyle emanet bilincine sahip olup koruma sorumluluğunu üstlenen kişi anlamında yorumlanmıştır. Çünkü bu kelime, dilbilgisel olarak “kendini koruyan” anlamına gelir; dolayısıyla neye karşı ve neyi koruduğu sorusu önemlidir.
Kur’an’da geçen Ahzâb Suresi 72. ayeti, bu yaklaşımın temel dayanağıdır. Bu ayette, insanın evrensel bir emanet yüklendiği açıkça ifade edilir. Göklerin, yerin ve dağların bu emaneti yüklenmekten çekindiği, fakat insanın bunu üstlendiği belirtilmiştir. Bu durumda “muttakî” olmak, yalnızca bireysel günahlardan sakınmakla sınırlı değil; aynı zamanda Allah’ın insana verdiği emaneti (beden, akıl, sorumluluk, irade, hakikat, adalet) bilinciyle taşıyıp korumaktır.
İşte bu nedenle ayette geçen “هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ” ifadesi, sadece soyut bir korku psikolojisini değil; yüklenmiş sorumlulukla yaşamayı esas alan bir bilinç halini işaret eder. Bu kitap, içinde şüphe barındırmayan ve karışıklık taşımayan bir kılavuz olarak, emaneti taşıyan ve onu hakkıyla korumak isteyen insanlara rehberlik eder.
Dolayısıyla bu tercüme, hem kelimenin gramer köküne bağlı kalmakta, hem de Kur’an’ın iç tutarlılığı ve ayetler arası bağlantı prensibine uygun bir yorum sunmaktadır. Ayrıca “muttakî” olmayı sadece içe dönük bir korku hali olarak değil, sorumluluğun farkında bir bilinç hali olarak tanımlaması, onu pasif bir sıfat olmaktan çıkarıp aktif bir görev hâline getirir.
Bu yorum, geleneksel anlamla çelişmekten ziyade onu tamamlayıcı ve derinleştirici niteliktedir. Zira korku, ancak neye karşı sorumlu olduğunu bilen bir varlıkta anlamlıdır. İşte bu kitap da, o sorumluluğun bilincine ulaşmış ve onu korumaya azmetmiş insanlar için bir kılavuzdur.