Yazı kategorisi: Sorular

Arapçada “دون” ve “دَوَّنَ” Kelimelerinin Anlam ve Köken İlişkisi. Min Duni-Allah ne demek?

“دون” Kelimesinin Kullanımı (Fiil Olarak Var mı?)

“Dūn” (دون) klasik Arapçada genellikle edat/zarf olarak kullanılır ve “alt, aşağı, dışında, beride, daha az” gibi anlamlar taşır. Örneğin min dūn “-den daha düşük/beride” anlamında kullanılır. Klasik sözlüklere göre “dūn” fiil çekimine sokulmamıştır – yani bu kelimeden türetilmiş bir fiil yokturislamweb.net. İbn Manzûr’un Lisânü’l-ʿArab’ında açıkça “ولا يشتق منه فعل” (bundan fiil türetilmez) denilmektedirislamweb.net. Benzer şekilde, “ما أدونه” (ne kadar aşağı) gibi bir fiilimsileştirme de kullanılmaz; Araplar “dūn” kelimesini fiil çekimi yapmadan kullanmışlardırislamweb.net. Bazı dilciler istisnaen “dāna yadūnu dūnan” şeklinde “dūn” kökünden “aşağı olmak” anlamında bir fiil türetildiğini ileri sürmüşse de bu yaygın veya klasik değildirislamweb.net. Sonuç olarak “dūn” kelimesi klasik dilde “kaydetmek” anlamında bir fiil olarak kullanılmamıştır.

“دَوَّنَ” Fiilinin Anlamı ve Kökeni

“Dawwena” (دَوَّنَ) fiili ise “yazmak, kaydetmek, derleyip bir araya getirmek” anlamlarına gelir. Bu fiil, “dūn” ile aynı harflerden oluşsa da, Arapçada II. bab (tef‘îl) kalıbında türetilmiş bir fiildir ve “تدوين” (tadwīn) şeklinde “yazıya geçirme, kayıt altına alma” anlamında masdarı vardır. Örneğin “دَوَّنَ الكُتُب” “kitapları derledi/topladı (yazıya geçirdi)” anlamında kullanılırar.wikisource.org. Zemahşerî’nin Esâsü’l-Belâğa adlı sözlüğünde “وَدَوَّنَ الكُتُبَ: جَمَعَهَا” yani “dawwene’l-kütüb: onları topladı/derledi” şeklinde açıklanır; devamında “وهو دِيوَانُ الحساب وهي دَوَاوِينُهُ” denilerek “dîvân” kelimesinin “hesap defteri, kayıt defteri (ve çoğulu davâvîn)” olduğu belirtilirar.wikisource.org. Görüldüğü gibi “dawwana” fiili doğrudan “yazılı kayıt altına almak, deftere geçirmek” anlamındadır.

Klasik kaynaklar, “dawwana” fiilinin kullanımını özellikle devlet kayıtlarının tutulması bağlamında zikrederler. Örneğin, Cevherî der ki: “أول من دون الدواوين عمر”“Dîvânları (kayıt defterlerini) ilk defa düzenleyen/oluşturan Hz. Ömer’dir”islamweb.net. Bu, İslâm’ın ilk döneminde, özellikle Hz. Ömer zamanında “dîvân” (kayıt sistemi) oluşturulurken bu fiilin kullanıldığına işaret eder. Nitekim Lisânü’l-ʿArab’da “قد دَوَّنتُ الدواوين” (dîvânları kayda geçirdim) örneği verilirislamweb.net.

Köken Tartışması: “Dawwana” – Arapça mı, Ödünç mü?

Dil bilimsel olarak “dawwana” fiilinin kökeni konusunda şu noktalar kayda değerdir:

  • Farsça Etkisi: Birçok klasik dilci “dîvân” kelimesinin aslında Farsçadan Arapçaya geçmiş (mevzûr) bir kelime olduğunu belirtmiştir. Ebu Ubeyde, “dîvân” için “هو فارسي معرب” yani “Arapçalaştırılmış Farsça bir sözcüktür” derislamweb.net. Modern araştırmalar da dîvân kelimesinin Sasani/Batı İran dillerindeki “dēwān” (resmî kayıt defteri) kelimesinden geldiğini kabul eder. Bu bağlamda, “dawwana” fiili muhtemelen Arapçaya geçtikten sonra bu yabancı kökten türetilmiştir. Nitekim Lisânü’l-ʿArab ve Tâcü’l-ʿArûs gibi sözlükler, dîvân kelimesinin aslının çift “vav”lı “dawwan” olduğunu, Arapça çoğul yapısına uydurulurken bir vav’ın yâ harfine çevrildiğini ve fiil olarak “dawwana” kullanımının ortaya çıktığını belirtirislamweb.net. Örneğin Cevherî, “الديوان أصله دَوَّان… وقد دُوِّنَتِ الدواوين” diyerek hem kökensel dönüşümü hem de fiilin kullanımını anlatırislamweb.net.
  • Anlam Genişlemesi: Dîvân aslında “toplanmış sayfalar, defter” demektirislamweb.net. Bu kavram Arapçaya girince, bundan “dawwana” fiili türetilerek “defter tutmak, kayıtları toplamak” anlamı verilmiştir. Yani “dawwana” fiili, Arapçanın köklü fiillerinden ziyade, İslâm’ın ilk döneminde ortaya çıkan idari bir terimden türetilmiştir. Bu nedenle “dūn” kelimesinin temel anlamlarıyla (aşağı, dışında vs.) doğrudan tarihî bir bağlantısı yoktur; aynı kökten sesleş bir türev olsa da semantik alanı farklıdır.

“دون” ve “دَوَّنَ” Arasındaki Kökensel ve Anlamsal Bağ

Kök Harfleri: Her iki kelime de yazıda د-و-ن (d-w-n) harfleriyle yazılır. Klasik Arapça kök sistemi bakımından bu üç harf kök olarak alınır. Ancak, anlam açısından geleneksel dilciler bu iki kullanımı farklı değerlendirmiştir:

  • Dūn” için kök anlam “aşağı/alt” kavramıyken,
  • Dawwana” fiilindeki kök anlam “yazıya geçirmek, bir araya derlemek” olmuştur.

Klasik sözlükler, “dūn” ile “dawwana” arasında doğrudan bir anlam akrabalığı kurmaz. Hatta, Tâcü’l-ʿArûs ve Lisânü’l-ʿArab gibi eserlerde “دُونٌ: لا فعل له” denilerek “dūn”un fiilinin bulunmadığı vurgulanırarabiclexicon.hawramani.com. Dolayısıyla “dawwana” fiilini, “dūn” kelimesinin fiil hâline gelmişi olarak görmek doğru değildir.

Al-Muʿcemü’l-Vasît (Çağdaş Sözlük) de bu ayrımı korur. Muʿcemü’l-Vasît’te “دَوَّنَ” fiili “dîvânı (defteri) oluşturdu ve derledi; kitapları topladı ve düzenledi” şeklinde tanımlanırontology.birzeit.edu. Buna karşılık “dūn” kelimesi “daha aşağı, daha değersiz” manasında ayrı bir madde olarak verilirontology.birzeit.edu. Görüldüğü gibi modern sözlükler de “dūn”un fiil anlamı olmadığını, “kaydetmek” fiilinin “dawwana” şeklinde ifade edildiğini belirtir.

Sonuç ve Değerlendirme

Sonuç olarak: Arap dilbilim geleneğinde “dūn (دون)” kelimesi fiil olarak “kaydetmek” anlamına gelmez. Bu kelimenin kullanım alanı edat/zarf olarak “alt, beride, -den daha aşağı” gibi anlamlardır ve klasik kaynaklar bu kelimeden fiil türetilmediğini özellikle vurgularislamweb.netislamweb.net. Öte yandan, aynı kök harflerden türetilen “dawwana (دَوَّنَ)” fiili “yazmak, kaydetmek, deftere geçirmek” anlamındadır ve İslâm tarihiyle birlikte, idari kayıt tutma ihtiyacı sonucu dile yerleşmiştir. Bu fiil, büyük olasılıkla yabancı kökenli “dîvân” kelimesine dayanarak türetilmiş bir tegallüb (bir kavramın Arapçaya uyarlanması) örneğidirislamweb.netislamweb.net. Dolayısıyla “dūn” ile “dawwana” arasında kökensel veya semantik bir bağ doğrudan bulunmamaktadır; sadece kök benzerliği söz konusudur. Klasik sözlüklerin ortaya koyduğu üzere, “dūn” fiilleşmemiş, “dawwana” ise ayrı bir türev fiil olarak gelişmiştirislamweb.netontology.birzeit.edu.

“مِن دُونِ اللَّهِ” (min dûni-llāh) ifadesi hareksiz olarak,


1. “Allah’ın kayıtları” anlamında:

🔸 Eğer dûn kelimesi “دَوَّنَ” (kaydetmek) fiiline köksel olarak bağlanırsa,
🔸 “dûni-llāh” = Allah’ın kayıt sistemi, ilahi bilgi arşivi şeklinde yorumlanabilir.

✔ Bu durumda:
“min dûni-llāh” → Allah’ın kayıtlarından”


2. “Allah’ın vahiy kâtipleri” anlamında:

🔸 Eğer “şahit çağırma” bağlamında geçiyorsa (Bakara 2:23 gibi),
🔸 “min dûni-llāh” = Allah adına yazan, vahyi kayda geçiren tanıklar (yani vahiy kâtipleri) olarak anlaşılabilir.

✔ Bu durumda:
“Allah’ın yazım sistemine sadık kalan kâtiplerden, tanıklardan çağırın” anlamı doğar.

Kaynaklar: Lisânü’l-ʿArab, Tâcü’l-ʿArûs gibi klasik sözlükler; Asāsü’l-Belâğa gibi belagat sözlükleri; el-Muʿcemü’l-Vasît gibi modern sözlükler; ayrıca dil tarihi araştırmaları (Hz. Ömer devrinde dîvân uygulaması vb.) bu bilgileri desteklemektedir. Bu kaynaklarda açıkça “dūn” ve “dawwana” ayırımı yapılmış, “dūn”un fiil olarak kullanılmadığı, “dawwana” fiilinin ise kayıt tutmak anlamıyla sonradan dilde yer aldığı belirtilmiştirislamweb.netislamweb.net.

Alıntılar:

  • Lisânü’l-ʿArab, “Dūn” maddesi: “dūn: … nıkıḍu fawq (üstün zıddı). … ve lâ yuştaḳḳu minhû fiʿlun (bundan fiil türetilmez). …”islamweb.net
  • Lisânü’l-ʿArab (Cevherî’den), “Dîvân” maddesi: “el-dîvân: muctemaʿu’ṣ-ṣuḥuf (yaprakların/belgelerin bir araya geldiği şeydir); Ebû ʿUbayde: huve fârisiyyun muʿarrab (o, Arapçalaştırılmış bir Farsçadır)”islamweb.net; “el-dîvân aṣluhû dawwân, faʿuwwiḍa min iḥda’l-vâveyni yâʾ… ve kad dawwan-tu’d-dawâvîn (dîvân’ın aslı dawwân idi; vav’lardan biri yâ’ya çevrildi… ve “dîvânları kayıt altına aldım (dawwan-tu’d-dawâvîn)” denilmiştir)islamweb.net.
  • İbnü’l-Esîr (Lisânü’l-ʿArab’tan naklen): el-dîvân defterdir, ordu ve maaş ehlinin isimlerinin yazıldığı deftere denir. Dîvânı ilk defa tutan Ömer (r.a.) olmuştur – [bu kelime] Farsçadan Arapçaya geçirilmiştir.”islamweb.net
  • Esâsü’l-Belâğa (Zemahşerî), “DWN” maddesi: dawwana’l-kutub: camaʿahâ (kitapları derledi/topladı). Ve hüve dîvânu’l-hisâb, ve hiye dawâvînu-hu (o, hesap defteridir; onun çoğulu dawâvîn’dir).”ar.wikisource.org
  • el-Muʿcemü’l-Vasît, “d-w-n” kökü: (dawwana) el-dîvâne: enşeʾe-hu ve camaʿa-hu (dîvânı/defteri oluşturdu ve topladı); (dawwana) el-kütübe: camaʿahâ ve rattabe-hâ (kitapları topladı ve düzenledi)”ontology.birzeit.edu.

Yorum bırakın